Yapay zekâ İK'da bugün gerçekten neyi değiştiriyor?
Yapay zekânın İK'da bugün işe yaradığı üç alan, henüz olgunlaşmadığı yerler ve kesinlikle karar verici olarak kullanılmaması gereken sınırlar.
- Yazar
- Fisun Akman
- Tarih
- Süre
- 10 dk okuma
Son iki yılda katıldığım hemen her yönetim toplantısında aynı soru bir şekilde masaya geldi: yapay zekâ İK'da ne yapıyor, biz neyi kaçırıyoruz? Sorunun arkasında genellikle iki farklı beklenti duruyor. Genel müdür maliyet ve hız düşünüyor, İK yöneticisi ise kendi işinin ne kadarının otomatikleşeceğini merak ediyor. İkisine de dürüst cevap vermek gerekirse: bugün gerçekten değişen şeyler var, ama bunlar konuşulanların çoğundan daha dar ve daha teknik.
Aşağıda, sahada uygulanabilir olduğunu gördüğüm alanları, henüz olgunlaşmamış olanları ve bir insan kaynakları uygulamasında kesinlikle otomatikleştirilmemesi gereken kararları ayırmaya çalışacağım.
Bugün gerçekten işe yarayan üç alan
İşe alımda ön eleme ve aday iletişimi
Yüksek hacimli işe alımlarda, özellikle mavi yaka ve çağrı merkezi gibi yüzlerce başvurunun geldiği pozisyonlarda, yapay zekâ destekli araçlar somut zaman kazandırıyor. Özgeçmişlerin pozisyon kriterlerine göre ön sıralanması, adaylara ilk yanıtın saatler içinde dönmesi, mülakat takviminin otomatik kurulması: bunlar İK ekibinin haftada saatlerini geri veren, riski düşük uygulamalar.
Ama burada kritik bir ayrım var. Aracın yaptığı şey eleme değil, sıralamadır. Sistemin listeyi uygunluk sırasına dizmesi ile listenin alt yarısını hiç kimsenin görmemesi arasında ciddi bir fark vardır. İkinci durumda, farkında olmadan bir karar mekanizması kurmuş olursunuz ve o mekanizmanın neye göre karar verdiğini açıklayamazsınız. Uygulamada kuralımız basit: sistem sıralar, insan bakar, ret kararını insan verir ve gerekçesi kayda geçer.
Metin üretimi ve süreç dokümantasyonu
İK'nın görünmeyen yükünün önemli bir kısmı metin işidir: ilan yazmak, görev tanımı hazırlamak, prosedür güncellemek, oryantasyon materyali oluşturmak, aynı duyuruyu üç farklı hedef kitleye uyarlamak. Bu işlerde yapay zekâ araçları ilk taslağı üretmekte ciddi anlamda iyi. Bir görev tanımının sıfırdan yazılması iki saat sürerken, iyi bir taslağın gözden geçirilip kuruma uyarlanması yirmi dakikaya inebiliyor.
Burada kazanç, metnin kalitesinden çok tutarlılığında ortaya çıkıyor. Elli farklı pozisyonun görev tanımını farklı zamanlarda farklı kişiler yazdığında ortaya birbiriyle konuşmayan bir doküman yığını çıkar. Aynı yapı üzerinden üretilen tanımlar ise kademe sistemine, ücret yapısına ve kariyer yollarına doğrudan girdi verebilir hale gelir.
İK verisinin okunabilir hale gelmesi
Çoğu şirkette İK verisi zaten var; okunmuyor. Devir oranı bordro sisteminde, işe alım süresi bir tabloda, performans notları başka bir dosyada duruyor ve kimse bunları yan yana getirecek zamanı bulamıyor. Yapay zekâ destekli analiz araçlarının bugünkü en gerçekçi katkısı burada: dağınık veriyi bir araya getirip yöneticinin sorusuna gündelik dille cevap verebilmesi.
Bu, tahmin modeli kurmak anlamına gelmiyor. Kimin istifa edeceğini önceden söyleyen modeller konuşuluyor, ancak orta ölçekli bir şirketin veri hacmi bu tür bir tahmin için genellikle yeterli değil ve yanlış tahminin bedeli yüksek. Buna karşılık, geçen yıl hangi departmanda ilk yıl içinde ayrılma oranının yükseldiğini ve bunun hangi yöneticide yoğunlaştığını görmek, bugünün araçlarıyla tamamen mümkün ve fazlasıyla değerli.
Henüz olgunlaşmamış olanlar
Bugün pazarlaması yapılan ama sahada henüz güvenilir çalışmadığını gördüğüm birkaç başlık var. Bunları tamamen reddetmek gerekmiyor; ancak pilot ölçeğinde ve insan denetimiyle denenmeleri, kritik süreçlere yerleştirilmemeleri gerekiyor.
- Video mülakat analiziyle kişilik veya uygunluk çıkarımı yapan araçlar. Yöntemsel dayanağı tartışmalı, hukuki riski yüksek, aday deneyimine etkisi olumsuz.
- Performans notunu otomatik öneren sistemler. Sayısal hedeflerde bile bağlam eksik kalıyor; davranış boyutunda ise anlamlı bir çıktı üretmiyor.
- Duygu analizine dayalı bağlılık ölçümü. Metinden çıkarılan duygu etiketi, Türkçenin ima ve nezaket katmanlarında sıklıkla yanılıyor.
- İç iletişim mesajlarının tarama yoluyla izlenmesi. Teknik olarak mümkün, ama güven maliyeti elde edilecek her türlü içgörüden büyük.
Kesinlikle otomatikleştirilmemesi gerekenler
Bir kararın insan tarafından verilmesi gerektiğini anlamanın basit bir testi var: bu karar birinin hayatını doğrudan etkiliyor mu ve gerekçesini o kişiye yüz yüze açıklamak zorunda mısınız? Cevap evetse, o karar bir modele bırakılamaz. Bu, işten ayrılma kararlarını, terfi ve ücret kararlarını, disiplin süreçlerini ve performans değerlendirmesinin nihai sonucunu kapsar.
Yapay zekâ bir kararın girdisini iyileştirebilir. Kararın sorumluluğunu üstlenemez. İnsan kaynaklarında sorumluluğu devredilemeyen kararlar, işin tam da kendisidir.
KVKK açısından da tablo net. Kişisel verinin otomatik işlenmesi yoluyla kişi hakkında hukuki sonuç doğuran bir karar üretmek, aydınlatma ve açık rıza yükümlülüklerini ağırlaştırır; itiraz hakkının nasıl kullanılacağının da tanımlanmış olması gerekir. Pratikte bunun anlamı şudur: adayı veya çalışanı hangi verilerle değerlendirdiğinizi, o kişiye anlaşılır biçimde anlatabiliyor olmanız gerekir. Anlatamıyorsanız, o süreci kurmayın.
İK ekibinin işi nasıl değişiyor?
En sık duyduğum endişe, İK uzmanlarının işini kaybedeceği yönünde. Sahada gördüğüm eğilim farklı: işin bileşimi değişiyor. Özgeçmiş tarama, randevu koordinasyonu, tekrar eden yazışma ve raporlama gibi işler daralıyor; buna karşılık yöneticiyle birlikte karar hazırlama, zor görüşmeleri yürütme, sistem tasarlama ve veriyi yorumlama tarafı genişliyor.
Bu, İK ekibi için kolay bir geçiş değil. Uzun yıllar operasyonel işlerde uzmanlaşmış bir kişiden, bir anda veriyi yorumlaması ve yöneticiyle eşit düzeyde tartışması beklenemez. Bu yüzden aracı almadan önce ekibin nereye evrileceğini konuşmak gerekir. Kimin hangi yeni işi öğreneceği, hangi eğitimi alacağı ve serbest kalan zamanın nereye yatırılacağı baştan yazılmadığında, otomasyonun kazandırdığı zaman kendiliğinden yeni raporlara harcanır.
Sınırlayıcı unsur araç değil, veri
Pratik çıkarım
- İlk adım araç seçmek değil, devir oranı ve işe alım süresi gibi metriklerin tek bir tanımını yazmaktır.
- Yüksek hacimli işe alımda sıralama ve aday iletişimi ile başlayın; ret kararını insanda bırakın.
- Görev tanımı, ilan ve prosedür üretiminde ilk taslağı araca yazdırın, son sözü kuruma bırakın.
- Tahmin modelleriyle değil, geçmiş veriyi doğru okumakla başlayın.
- Adaya veya çalışana açıklayamayacağınız hiçbir otomatik değerlendirmeyi sürece koymayın.
- Aracı almadan önce, kazanılan zamanın nereye gideceğini yazılı olarak kararlaştırın.
Yapay zekâ, İK'yı stratejik yapmıyor; İK'nın stratejik olmasını engelleyen işlerin bir kısmını azaltıyor. Fark önemli. Aracın kazandırdığı zamanı yöneticinin yanında geçirmeyen, veriyi karara çevirmeyen bir İK ekibi, otomasyon sonrasında da aynı yerde durur; sadece daha hızlı durur.
