İçeriğe geç
    Tüm yazılar
    Çalışan Bağlılığı

    Bağlılık bir İK programı değil, yöneticinin işidir

    Çalışan bağlılığı bütçesinin büyük kısmı şirket geneline yayılan programlara gidiyor. Oysa farkı yaratan yer, çalışanın kendi yöneticisiyle geçirdiği zaman.

    Yazar
    Fisun Akman
    Tarih
    Süre
    8 dk okuma

    Bir şirkette çalışan bağlılığını konuşmaya başladığımızda gündeme ilk gelen şeyler genellikle aynıdır: yan haklar paketi, sosyal etkinlikler, iç iletişim kanalları, ofis düzenlemeleri, ödül programları. Bunların hepsinin bir değeri var. Ama hiçbiri, bir çalışanın sabah işe gelirken ne hissettiğini yöneticisi kadar belirlemiyor.

    Bu, İK dünyasında yeni bir tespit değil. Yeni olan, çoğu şirketin buna rağmen bütçesini ve zamanını hâlâ şirket geneline yayılan programlara ayırıyor olması. Yıllık bağlılık bütçesinin dağılımına baktığınızda, ilk kademe yöneticinin ekibiyle kurduğu ilişkiyi güçlendirmeye ayrılan pay çoğu zaman en küçük kalemdir.

    Çalışan şirketten değil, yöneticiden ayrılır

    Çıkış görüşmelerinin çoğunda söylenen ilk gerekçe ücret veya kariyer fırsatıdır. Bu gerekçe, görüşmeyi yürüten kişinin şirketten biri olduğu ve referans ihtiyacının sürdüğü bir ortamda söylenmesi en kolay cümledir. Aynı kişiyle altı ay sonra, ilişkiler yumuşadığında konuştuğunuzda anlatılan hikâye genellikle farklıdır ve neredeyse her zaman bir yöneticiyle olan ilişkinin içinden geçer.

    Türkiye'de bu tabloyu ağırlaştıran ek bir dinamik var: yöneticilik, çoğu şirkette bir yetkinlik değil, bir ödül olarak dağıtılıyor. En iyi satışçı satış müdürü, en iyi mühendis takım lideri yapılıyor. Kişi işini iyi yaptığı için terfi ediyor, ama artık yapması gereken iş tamamen farklı. Kimse ona ekip yönetmeyi öğretmiyor, o da bildiği tek şeyi yapmaya devam ediyor: işi kendisi yapmak. Ekip de bu arada kendi başına kalıyor.

    Bir şirkette çalışan deneyiminin kalitesi, en fazla o şirketteki ortalama yöneticinin kalitesi kadar olabilir. Program bütçesi bu tavanı yükseltmez.
    Fisun Akman

    Yöneticinin gerçekten yapması gereken beş şey

    Bağlılığı yönetici düzeyine indirdiğinizde, iş şaşırtıcı derecede somutlaşıyor. Burada gösterişli bir liderlik teorisine ihtiyaç yok; birkaç davranışın düzenli olarak yapılması yeterli. Ekibiyle güçlü bağ kuran yöneticileri incelediğimizde tekrar tekrar aynı beş şeyi görüyoruz.

    1. Düzenli birebir görüşme. İki haftada bir, otuz dakika, iptal edilmeyen bir randevu. Gündemi çalışan belirler, yönetici dinler.
    2. Beklentiyi net söylemek. Çalışanın kendisinden ne beklendiğini tahmin etmek zorunda kalmaması. Belirsizlik, bağlılığı sessizce eriten en yaygın etkendir.
    3. Zamanında ve somut geri bildirim. Yılda bir kez yapılan değerlendirmede söylenen bir eleştiri, altı ay geç kalmış bir bilgidir.
    4. Görünür kılmak. Ekibin işini üst yönetime doğru anlatmak, katkıyı sahiplenmemek. Emeğinin görünmediğini düşünen kimse uzun süre bağlı kalmaz.
    5. Gelişim konuşması yapmak. Yılda en az iki kez, performanstan ayrı bir oturumda, kişinin nereye gitmek istediğini konuşmak.

    Bu beş maddenin hiçbiri bütçe gerektirmiyor. Hepsi zaman ve alışkanlık gerektiriyor; ki bu, çoğu yöneticinin bütçeden daha zor bulduğu şey. Bu yüzden İK'nın buradaki görevi eğitim vermek değil, bu davranışların yapılmasını kolaylaştıran bir altyapı kurmaktır: birebir görüşme takvimini sistemleştirmek, hazır soru setleri sağlamak, gelişim konuşması için basit bir şablon vermek ve yöneticinin bunları yapıp yapmadığını görünür kılmak.

    Bağlılığı yöneticinin karnesine yazmak

    Bir şeyin ciddiye alınmasını istiyorsanız, ölçülen ve sonucu olan bir şey haline getirmeniz gerekir. Bağlılık, yöneticinin performans değerlendirmesinde bir kalem olarak yer almadığı sürece, iyi niyetli bir temenni olarak kalır. Bunu yaparken iki şeye dikkat etmek gerekir.

    Birincisi, ölçütün adil olması. Yeni kurulmuş bir ekiple on yıldır birlikte çalışan bir ekibin bağlılık skorunu aynı çizgide değerlendirmek haksızlıktır. Mutlak skor yerine, kendi başlangıç noktasına göre değişimi izlemek daha doğru sonuç verir. İkincisi, ölçütün tek başına kalmaması. Sadece skora bakan bir sistem, yöneticileri sonucu yönetmeye teşvik eder; anket öncesi motivasyon konuşmalarını herkes bilir. Skorun yanına aksiyon tamamlama ve gönüllü devir oranı gibi davranışsal göstergeler eklendiğinde tablo çok daha güvenilir olur.

    Aile şirketlerinde bu adım özel bir hassasiyet ister. Uzun yıllardır şirkette olan, kurucuya yakın ve teknik olarak vazgeçilmez görülen yöneticiler, bu tür bir ölçüme ilk dirençle karşılık verirler. Burada işe yarayan yol, ölçümü bir yargı aracı olarak değil, gelişim aracı olarak konumlandırmak ve ilk yıl sonuçlarını yalnızca kişinin kendisiyle paylaşmaktır. İkinci yılda tabloya girmek, birinci yılda kapıyı kapatmaktan çok daha etkili oluyor.

    Aynı şirket, farklı deneyimler

    Yaptığımız kırılımlı ölçümlerde, aynı şirkette aynı yan haklara sahip iki ekip arasında bağlılık sonucunun belirgin biçimde ayrışmasının en güçlü açıklayıcısı, ekiplerin yöneticileri oluyor.Akmora saha gözlemi

    Pratik çıkarım

    • Bağlılık bütçenizin dağılımına bakın: ne kadarı şirket geneline yayılan programlara, ne kadarı yönetici kapasitesine gidiyor?
    • Her yöneticinin ekibiyle iki haftada bir birebir görüşme yapmasını sistemleştirin ve bunu takvimde görünür kılın.
    • Yeni yöneticiye terfi ettiği gün eğitim, mentor ve İK desteğinden oluşan bir paket verin.
    • Bağlılığı yöneticinin performans değerlendirmesine bir kalem olarak ekleyin, ama mutlak skoru değil kendi çizgisindeki değişimi ölçün.
    • Sonuçları önce yöneticiyle özel olarak konuşun; ölçümü bir yargı aracına dönüştürmeyin.
    • Yöneticinin çözemeyeceği sistemsel sorunları onun sırtına yüklemeyin; o kalemleri yönetim masasına taşıyın.

    Çalışan bağlılığı, İK'nın yürüttüğü bir program değil, yöneticilerin her gün yürüttüğü bir iştir. İK'nın rolü bu işi kolaylaştırmak, ölçmek ve yöneticinin yanında durmaktır. Bu ayrımı yapan şirketlerde bağlılık çalışmaları kalıcı sonuç verir; yapmayanlarda ise her yıl yeni bir program başlar ve her yıl aynı yerden başlanır.

    Tüm yazılar