Görevler otomatikleşirken rol tanımlarını ve kariyer yollarını yeniden kurmak
İşin bir kısmı otomatikleşirken rol tanımları eskiyor, kariyer basamakları ise anlamını yitiriyor. Yeniden tasarıma nereden başlanır?
- Yazar
- Fisun Akman
- Tarih
- Süre
- 9 dk okuma
Bir şirkette görev tanımlarına baktığınızda, çoğu zaman şirketin bugününü değil, üç yıl önceki halini görürsünüz. Normal zamanlarda bu, kabul edilebilir bir gecikmeydi. Bugün değil. Çünkü otomatikleşen şey rollerin tamamı değil, içindeki belirli görevler; ve o görevler çıktığında geriye kalan rol, ilan edildiği zamanki rolle aynı iş değil.
Bu, İK için iki ayrı sorun doğuruyor. Birincisi, işe aldığınız kişiyi artık geçerli olmayan bir tanıma göre değerlendiriyor olmanız. İkincisi ve daha ciddisi, kariyer basamaklarının dayandığı mantığın çözülmesi. Klasik yapıda kişi, giriş seviyesinde rutin işleri yaparak öğrenir ve zamanla karmaşık işlere geçer. O rutin işlerin bir kısmı ortadan kalktığında, öğrenmenin ilk basamağı da kalkmış olur.
Rolden değil, görevden başlayın
Rol tanımlarını güncellemenin en sık yapılan hatası, mevcut tanımı açıp cümleleri yenilemektir. Bu, eski yapıyı yeni kelimelerle korumaktan başka bir sonuç vermez. İşe yarayan yöntem, rolü bir kutu olarak değil, görevlerin toplamı olarak ele almaktır.
Pratikte şöyle ilerliyoruz: rolü yapan kişiyle oturup, işin bir ay içinde kapladığı zamanı görevlere ayırıyoruz. Ortaya genellikle on beş ile yirmi beş arasında görev çıkıyor. Sonra her görevi dört kategoriye yerleştiriyoruz.
- Bugün otomatikleşebilir: kural tabanlı, tekrar eden, çıktısı standart olan işler. Veri girişi, rutin raporlama, standart yazışma.
- Destekle hızlanabilir: insanın karar verdiği ama hazırlığın hızlandığı işler. Taslak üretimi, ön analiz, karşılaştırma.
- İnsanda kalmalı: yargı, sorumluluk, müzakere, ilişki ve bağlam gerektiren işler. Karar vermek, ikna etmek, zor konuşmayı yürütmek.
- Yeni doğan işler: otomasyonun kendisinin ürettiği işler. Çıktının doğrulanması, sistemin denetimi, istisnanın yönetimi.
Bu dört kategoriye göre yeniden yazılan rol tanımı, öncekinden hem daha kısa hem daha kullanışlı oluyor. Daha da önemlisi, işe alım kriterlerinin neye göre değişmesi gerektiğini kendiliğinden gösteriyor. Zamanının yarısını rutin raporlamaya ayıran bir rol için aradığınız kişi ile aynı rolün bugünkü halinde aradığınız kişi aynı değil; ilkinde titizlik ve hız, ikincisinde muhakeme ve iletişim öne çıkıyor.
Kariyer basamaklarının çözülen mantığı
Geleneksel kariyer yolu bir hacim mantığına dayanır: uzman yardımcısı çok sayıda basit iş yapar, uzman daha karmaşık işleri üstlenir, kıdemli uzman istisnaları yönetir, yönetici ise ekibi yönetir. Bu merdiven, alt basamaktaki işlerin bolluğu üzerine kurulmuştur. O bolluk azaldığında merdiven de eksilir.
Sahada gördüğüm ilk tepki, giriş seviyesi kadroların dondurulması oluyor. Kısa vadede maliyeti düşürüyor, orta vadede ise şirketin kendi kıdemli kadrosunu yetiştirme kanalını kapatıyor. Üç yıl sonra kıdemli uzman ihtiyacı doğduğunda, o kişiyi dışarıdan ve piyasa ücretinin üstünde almak zorunda kalıyorsunuz. Bu, İK'nın yönetime en erken söylemesi gereken uyarılardan biri.
Alternatif, giriş seviyesini korumak ama içeriğini değiştirmek. Yeni gelen kişi artık raporu elle üretmiyor; üretilen raporun neresinin yanlış olabileceğini öğreniyor, istisnaları ayıklıyor, sonuçları yorumlamayı deniyor. Bu, daha zor bir giriş seviyesi ve daha yoğun bir mentorluk gerektiriyor. Ama merdiveni koruyan tek yol bu.
Öğrenme basamağını kaldırırsanız, üç yıl sonra o basamağın üstünde duracak kimse bulamazsınız. Otomasyonun görünmeyen maliyeti burada birikir.
Beceri tabanlı yapıya geçiş, ama abartmadan
Rollerin yerine becerileri koyan yaklaşımlar son dönemde çok konuşuluyor. Fikrin özü doğru: kişiyi unvanıyla değil, yapabildikleriyle tanımlamak, otomasyonun hızlı değiştirdiği bir ortamda daha esnek bir yapı sağlıyor. Ancak orta ölçekli bir şirkette bütün organizasyonu bir gecede beceri temelli hale getirmeye çalışmak, çoğu zaman yarım kalan bir proje olarak bitiyor.
Daha gerçekçi yol, kademeli olanı. Önce kritik rol ailelerini seçin: satış, üretim planlama, finans, yazılım gibi. Her aile için on beşi geçmeyen bir beceri listesi çıkarın ve her beceri için üç seviyeli bir tanım yazın. Sonra mevcut çalışanları bu tabloya yerleştirin. Ortaya çıkan boşluk haritası, hem eğitim bütçenizin hem de işe alım planınızın dayanağı olur.
Bu çalışmanın Türkiye'deki en büyük faydası beklenmedik bir yerde ortaya çıkıyor: kariyer konuşmalarını unvan pazarlığından çıkarması. Kıdem ve unvanın sosyal ağırlık taşıdığı bir kültürde, terfi konuşmaları çoğu zaman içerikten çok isme odaklanır. Beceri tabanlı bir tablo, o konuşmayı somut bir zemine taşır: kişi hangi beceride hangi seviyededir, bir üst rol hangi seviyeleri gerektirir, aradaki fark nasıl kapanır. Konuşma bu zeminde yürüdüğünde hem daha adil hem daha kolay oluyor.
Yönetime ne söylemeli?
Bu çalışmanın yönetim masasında karşılık bulması için doğru çerçeveyle sunulması gerekir. Verimlilik artışı olarak sunulduğunda, konuşma hızla kadro azaltmaya döner ve o noktadan sonra çalışanlardan gerçek bilgi almanız zorlaşır. Kimse kendi işini otomatikleşecek işler listesine yazmaz.
Daha işe yarayan çerçeve şudur: bu, kapasitenin nereye yatırılacağı sorusudur. Aynı ekiple daha fazla iş yapmak, büyümeyi kadro artışına bağlamadan sürdürmek ve kritik rollerde kıdemli kapasiteyi kendi içinden yetiştirmek. Bu çerçevede sunulduğunda çalışanlar da sürece katkı verir, çünkü çalışmanın çıktısı işlerinin kaybı değil, içeriğinin değişmesi olur.
Rol tanımlarının çoğu güncel değil
Pratik çıkarım
- Rol tanımını güncellemeye kelimelerden değil, bir aylık gerçek görev dökümünden başlayın.
- Her görevi dört kategoriye ayırın: otomatikleşebilir, destekle hızlanır, insanda kalır, yeni doğar.
- Yeni doğan işleri mutlaka bir role yazın; yoksa en meşgul kişinin üstünde birikir.
- Giriş seviyesi kadroları kapatmayın, içeriklerini değiştirin. Yoksa üç yıl sonra kıdemli kadroyu dışarıdan almak zorunda kalırsınız.
- Beceri tabanlı yapıya tüm şirketle değil, iki-üç kritik rol ailesiyle başlayın.
- Çalışmayı yönetime verimlilik değil, kapasite yatırımı olarak sunun; çalışan katılımı buna bağlıdır.
Rol tasarımı, İK'nın en az konuşulan ama en kalıcı etki üreten işidir. Bir görev tanımını doğru yazmak, işe alım kriterini, performans hedefini, eğitim planını ve ücret kademesini aynı anda düzeltir. İşin içeriğinin bu hızda değiştiği bir dönemde, bu çalışmayı üç yılda bir yapılan bir bakım işi olarak görmek artık mümkün değil.
